Menü Kapat

Dr. Faruk Alizadegan

Psikiyatri Uzmanı

İran uyruklu Psikiyatrist Uzman Doktor Faruk Alizadegan, 1979 İran doğumludur ve uzmanlık eğitimi hariç, eğitim yaşamının tamamını İran’da tamamlamıştır. Uzmanlık eğitimi için Türkiye’yi tercih eden Dr. Faruk Alizadegan, akabinde Türkiye’de yaşamayı seçmiştir. Halen İstanbul Şafak Hastanesi Psikiyatri Kliniğini yöneten tecrübeli doktor, 2017 yılından bu yana aynı kurumda çalışmaktadır. Eğitimi ve mesleki yaşamına dair detaylar yazının devamında verilmiştir.

Psikiyatri Nedir?

Psikiyatri, Ruh Hekimliği, Ruh Hastalıkları...

Psikiyatri, genel kullanılan başka bir deyişle; “Ruh Hekimliği” ya da “Ruh Hastalıkları”nın konusu, beyin ve beyinde oluşan hastalıklardır. Burada adı geçen “ruh” ya da “ruhsal sorunlar”, beynin işlevsel fonksiyonlarında meydana gelen bozulmaları ifade eder. Beyinde meydana gelen duygusal ya da bilişsel fonksiyon değişimleri, kendini; farklılaşmış duygular, düşünceler ya da davranışlar şeklinde gösterir.

Kişilik Bozuklukları

Antisosyal kişilik bozukluğu (Psikopat Kişilik), Borderline ve diğer kişilik bozuklukları...

Ergenlik ve genç erişkinlik döneminden itibaren başlayıp uzun süre devam etme eğiliminde olan, kişiyi aile, sosyal çevre ve iş yaşantısında kayıplara yada ciddi uyum problemlerine sürükleyen davranış ve uyum bozukluklarıdır.

Psikiyatrik Hastalıklar

Ruh sağlığı, ruhsal bozukluklar...

Ruhsal hastalıklar olarak nitelenen beyin işlevsel ya da bilişsel bozukluklarının tamamı, tedavi edilebilir ya da kontrol altına alınabilir bir hastalık gurubunu oluşturur. İlaç tedavisi ya da diğer yöntemler kullanılarak hasta günlük işlevlerini yapabilir hale getirilebilir. Bunun için kesinlikle bir uzman kontrolünde tedavi şarttır. Hastaların ve yakınlarının, alternatif tıp adı altındaki uygulamalara yönelmeleri ve bu alanda şifa aramaları hastalığı tedavi etmeyeceği gibi, zaman kaybına neden olarak, hastalığın ilerlemesine ve daha kötü bir evreye gelmesine neden olmaktadır.

5/5

Şizofreni ile ilgili merak edilenler

Şizofreni

Şizofreni, kesinlikle bir kişilik bozukluğu değildir! Şizofreninin başladığı erken yaşlarda (15-25 şizofreninin başladığı yaşlar olarak tanımlanabilir) kişinin kendine, çevreye aşırı ilgisizliği ya da şımarık halleri, kişilik bozukluğuymuş gibi görünebilir. Şizofreni, bunlardan tamamen ayrı, ‘beyin’ hastalığıdır. Şizofrenide kişi; gerçeklikle hayal dünyasını karıştırır. Makalemizin tamamını okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

Hastanın gerçeklik dünyasıyla ilişkisi bazen tamamen kopar. Bu kopmalar, ‘Psikotik Epizod’ olarak adlandırılır. Psikotik Epizod durumunda hasta, tamamen; hayal dünyası olarak tabir ettiğimiz ve yaşadığımız dünyanın dışında geliştirdiği bir dünyanın etkisindedir. Davranışları normal kabul edilen sınırların tamamen dışında ve şok edicidir. Devamı için burayı tıklayınız.

Genellikle hastalık; ‘relaps’ (hastalığın nüks ettiği durum) ile ‘remisyon’ (hastalığın kısmen normale döndüğü hal) arasında gidip gelmektedir. Hastaları relaps durumunda hastalığın tüm belirtilerine sahipken, remisyon halinde çoğunlukla belirtilerin ortadan kalktığı, normal yaşama yakın davranışlar sergilerler. Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

Pozitif, olumlu anlamda değildir. Sadece normal halde görünmeyen belirtilerin görünmesi, belirmesi anlamındadır.

Hastanın, gerçeğe dayalı bilgilerle tanımlanabilen ancak gerçekteolmayan duygular ve düşüncelerdir. Kişinin peygamber ya da Tanrı olduğunu iddia etmesi gibi hal ve tavırlar delüzyon belirtisidir.

Şizofreni, cinsiyet ya da ırk ayırmaz. Her ırk, millet ve cinsiyette görülebilir. Bu konuda yapılan çalışmalarda belirgin olarak millet, ulus, renk, dil, din ayrımı olmadığını göstermiştir. Herkes şizofreni hastası olma olasılığına sahiptir.

Kadın ve erkeği eşit olarak etkileyen hastalık en sık 20’li yaşlarda görülmekle birlikte daha erken yaşlarda görülmeye başlandığı ve 40’lı yaşlara kadar tanı koyulduğu söylenebilir. 20’li yaşlarda tanı koyulabilmesinin nedeni, ergenlikte yaşanan yoğun duygu değişimleriyle hastalık tanılarının benzerlik göstermesidir.

Şizofreni, sürekli beyan ettiğimiz üzere, beynin hastalığıdır. Uzman hekim kontrolünde, uygun ilaç tedavisiyle tedavi edilebilir. Burada tedaviden kasıt hastanın tamamen normale dönmesi olabildiği gibi, bazı durumlarda hastalığı kontrol altında tutmaktır.

Şizofreni hastaları, çevrelerine ilgisiz, kendi dünyasında yaşayan ve gerçek dünyayla ilişkisi zayıf bireyler olduğu için, genellikle tehlikeli sayılmazlar. Çoğunlukla yalnız olmayı tercih ettiklerinden sosyal ilişkileri yok denecek kadar azdır. Bununla birlikte, alkol ya da madde bağımlısı olan hastaların kendilerine ya da çevrelerine zarar verme eğilimlerinde artış gözlenebilir.