PSİKİYATRİK HASTALIKLAR

Psikiyatri, genel kullanılan başka bir deyişle; “Ruh Hekimliği” ya da “Ruh Hastalıkları”nın konusu, beyin ve beyinde oluşan hastalıklardır. Burada adı geçen “ruh” ya da “ruhsal sorunlar”, beynin işlevsel fonksiyonlarında meydana gelen bozulmaları ifade eder.

KİŞİLİK BOZUKLUKLARI

Kişilik bozukluğu, ergenlik ve genç erişkinlik döneminden itibaren başlayıp uzun süre devam etme eğiliminde olan, kişiyi aile, sosyal çevre ve iş yaşantısında kayıplara yada ciddi uyum problemlerine sürükleyen davranış ve uyum bozukluklarıdır.

ONLINE PSİKOTERAPİ

Online Psikoterapi; herhangi bir nedene bağlı olarak yüz yüze terapi uygulaması alamayan kişiler için geliştirilmiş bir terapi yöntemidir. Herhangi bir nedene bağlı olarak yüz yüze destek alamayan kişiler için geliştirilmiş bir psiko-terapi yöntemidir.

Depresyon

Tedavi edilmeyen depresyon aylarca hatta yıllarca sürebilir.

Depresyon; çok basit bir tanımla, duygu durum bozukluğu olarak tanımlansa da, bu tanımın çok daha ötesinde bir anlam yüküne sahiptir. Günlük yaşam aktivitelerinde bozulmayla kendini gösteren depresyon hali, fizyolojik bozulmayı da tetikleyerek, insan bedeninde kalıcı hasar bırakacak hastalıklara kadar ilerleyebilen bir sürecin adıdır. Her 100 kişiden 5 kişiyi etkisi altına alan depresyon ciddi bir süreç olarak ele alınmalı ve mutlaka uzman hekimler tarafından tedavi edilmelidir. Tedavi edilmeyen depresyon, aylarca, yıllarca sürebilir ve yaşamsal fonksiyonların durmasına kadar giden bir süreç bozulmasına yol açabilir.

Anksiyete (Endişe)

Anksiyetenin kökeni

Tıbbi anlamını 19. yüzyılın sonlarında kazanmış olan anksiyeye sözcüğü, Hint-Germen kökenli “Angh” sözcüğünden türemiştir. Anksiyeteye ilişkin en eski yazılı kanıt milattan önce 3000’lerde yazılan Gılgamış Destanı’dır. Bu destanda Gılgamış kendi ölümsüzlüğü ile ilgili endişelerini dile getirir. (Noyes 1998) 17.yüzyılda dilbilimciler tarafından paroksismal olarak ortaya çıkan şiddetli huzursuzluk, yerinde duramama ve endişe durumları için kullanılmıştır. Benzer durumlar için, anlam farklılıkları olmakla birlikte Fransızlar Angoisse, Almanlar Angst, ve ispanyollar ise Angustia sözcüklerini kullanmışlardır. (Berrios 1996)

PSİKİYATRİK HASTALIKLAR

Şizofreni

Bildik tanımlarıyla; erken bunama, bölünmüş kişilik bozukluğu gibi nitelemeler, şizofreni için kullanılagelmiştir. Şizofreniyi bu tanımlar içine sokmak doğru değildir. Şizofreni, hayat boyu süren, kişinin sosyal yaşamını derinden etkileyen, bireyin gerçekle hayal arasındaki ayrımın farkında olamadığı bir psikozu ifade eder.

Halüsinasyonlar

Şizofreni, kesinlikle bir kişilik bozukluğu değildir. Şizofreninin başladığı erken yaşlarda kişinin kendine, çevreye aşırı ilgisizliği ya da şımarık halleri, kişilik bozukluğuymuş gibi görünebilir.

Psikotik Epizod

Hastanın gerçeklik dünyasıyla ilişkisi bazen tamamen kopar. Bu kopmalar, ‘Psikotik Epizod’ olarak adlandırılır. Psikotik Epizod durumunda hasta, tamamen kendi geliştirdiği bir dünyanın etkisindedir.

“Relaps” ve “Remisyon”

Genellikle hastalık; ‘relaps’ (hastalığın nüks ettiği durum) ile ‘remisyon’ (hastalığın kısmen normale döndüğü hal) arasında gidip gelmektedir.

Şizofreni türleri

Kişiye göre değişebilen durumlar göz ardı edilmeden bir genel tanımlama dışında türlendirme yapmak yanlış olabilir. Detayları makalemizde okuyabilirsiniz.

Aile terapisinde amaç

Terapiye birçok insan başkasını değiştirmek için gelir. Oysa ki bu gerçekçi bir hedef değildir. Aile ilişkilerini düzeltmeye çalışmak her zaman kendinizi değiştirmenizle alakalıdır. Değişmesini istediğinizi eşinize ya da kardeşinize söylediğinizde yüksek ihtimalle kaygı seviyelerini artırırsınız. Savunmaya geçerek, içlerine kapanabilirler. Karşılık olarak fikrinizi değiştirmeye çalışabilirler. Ya da söylediklerinizi değersizleştirebilirler. 

Elinizde olan tek şey kendinizi değiştirmektir. Sizin kendinizde yaptığınız değişikler sonucunda karşınızdakiler de değişebilir.

Aile Terapisi
Cinsel Soğukluk

Kadında cinsel soğukluk

Geleneksel bir topluma sahip olan Türkiye’de, cinsellik hakkında hala yanlış inançlar mevcuttur. Toplumumuzda kadının cinsel isteğini belli etmesi birçok çevrede hoş karşılanmamaktadır. Kadınlardaki cinsel isteksizlik erkeklerden daha çok olsa da, bu konuda doktora başvuran kadın sayısı oldukça azdır. Bu durumun vücutsal ve ruhsal farklı nedenleri olabileceği bilinmelidir. Bu konuda çekinmek, utanmak ya da tedaviye inanmamak hastalığın kökleşmesine ve farklı boyutlarda diğer hastalık ve sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Bu konuda utanmayın ve mutlaka uzman desteği alın.