Menü Kapat
Depresyon

Depresyon; çok basit bir tanımla, duygu durum bozukluğu olarak tanımlansa da, bu tanımın çok daha ötesinde bir anlam yüküne sahiptir. Günlük yaşam aktivitelerinde bozulmayla kendini gösteren depresyon hali, fizyolojik bozulmayı da tetikleyerek, insan bedeninde kalıcı hasar bırakacak hastalıklara kadar ilerleyebilen bir sürecin adıdır. Her 100 kişiden 5 kişiyi etkisi altına alan depresyon ciddi bir süreç olarak ele alınmalı ve mutlaka uzman hekimler tarafından tedavi edilmelidir. Tedavi edilmeyen depresyon, aylarca, yıllarca sürebilir ve yaşamsal fonksiyonların durmasına kadar giden bir süreç bozulmasına yol açabilir.

Depresyonu ortaya çıkaran nedenler nelerdir?

Elbette ki her hastalıkta olduğu gibi, depresyona neyin neden olduğuna dair belirgin ve net bir neden yoktur. Bununla birlikte, beynin fonksiyonel bir hastalığı olarak depresyon, duygusal değişikliklerle tetiklenen bir yapıya sahiptir. Beyin hormon salgılarında yaşanan değişikliklerin, depresyonda rol aldığı bilinmektedir. Depresyonda tetikleyici faktörler ise son derece çeşitlidir.

Ailevi nedenler,

Aile içinde yaşanan sorunlar, ebeveyn ya da yakın aile bireylerinin kaybı ya da travmatik bir sonuç oluşturabilecek tavır ya da davranışlar, depresyonun tetiklenmesinde önemli olabilir.

İlaç ve madde kullanımı,

İlaç kullanmaya bağlı özellikle antihipertansif ilaçlar, kalp, ağrı kesici ve romatizma tedavisinde kullanılan ilaçlar, antibiyotikler ilaçlar, hormon replasman tedavileri gibi ilaçlar, depresyonun tetiklenmesine neden olabilir. Yüksek miktarda ve sürekli alkol kullanımı ve madde kullanımına bağlı depresyon gelişme olasılığı da fazladır. Depresyonun, ayrıca bağımlılık yaratabileceği gerçeğini de göz ardı etmeksizin, alkolün ve madde kullanımının azaltılması gerektiğini, unutmayalım.

Depresyon tedavisi
Birçok enfeksiyon hastalığı, tümörler, kalp  hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, beden ve kafa travmaları, metabolik hastalıklar, mide-barsak sistemi hastalıkları gibi birçok hastalık, depresyona neden olabilir.

Hastalık,

Birçok enfeksiyon hastalığı, tümörler, kalp  hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları, beden ve kafa travmaları, metabolik hastalıklar, mide-barsak sistemi hastalıkları gibi birçok hastalık, depresyona neden olabilir. Hastanede yatan olgularda depresyon olasılığı daha da artar.

Uyku,

Uyku düzensizliği, uzun süren uykusuzluk ya da aşırı uyku, depresyonun belirtisi olduğu kadar, nedeni de olabilir. Uyku sorununun ciddiye alınması ve ivedi olarak tedavi edilmesi çok önemlidir. Uyku hijyeninin bozulduğu ve uzun süre sağlanamadığı hallerde depresyonun tetiklenebileceğini unutmayın.

Depresyon tedavisi

Her şeyden önce bilinmesi gereken şudur ki, depresyon da dahil tüm psikiyatrik olgular tedavi edilebilir ya da kontrol altında tutulabilir. Kesin olan ise, tedavi edilmeyen olguların, özellikle depresyonun, çok daha ağır bir tahribata yol açacağıdır.

Depresyon tedavi edilebilir. Özellikle uzman hekim kontrolünde uygulanacak ilaç tedavileri, depresyonun ağır etkilerinden hastayı korur ve iyileşme sağlar. Bu konuda hasta-doktor uyumu son derece önemlidir. Doktorun hastanın durumuyla yakından ilgilenmesi, hastanın da hekime karşı son derece açık olması gerekir.

Psikoterapi, hafif depresyon ataklarında etkili olabilirse de asıl tedavinin mutlaka kimyasal olarak desteklenmesi gerekir. İlaçlarınızı doktorunuzun tavsiye ettiği şekilde ve miktarda almalısınız. Yan etki görüldüğünde, mutlaka hekime haber vermeli, kendi arzunuzla ilacı kesmemelisiniz.

En önemlisi, depresyonu bir mücadele olarak görmeli ve kazanacağınızdan şüphe duymamalısınız. Bu mücadelede doktorunuz sizin strateji uzmanınız, ilaçlarınız da silahlarınızdır. Bu alanda kazanacak olan sizsiniz. Ancak şunu unutmayın ki bu savaşta ya da mücadelede tek başınıza başarılı olabilmeniz çok zordur. Mutlaka yardım almalısınız.

Psikiyatri Uzmanlarına başvuran depresyon hastaları içinde kadın hastaların oranı, erkek hastalara oranla nispeten fazladır.
Psikiyatri Uzmanlarına başvuran depresyon hastaları içinde kadın hastaların oranı, erkek hastalara oranla nispeten fazladır.

Cinsiyetlere göre depresyon

Yapılan çalışmalar, kadınların erkeklere oranla daha fazla depresyon geçirdiklerini söylemektedir. Ancak bu tür çalışmalarda doktora gitme sıklığı ve oranı bilinmediğinden sağlıklı bir sonuç vermesi zordur. Aynı zamanda toplumsal yapı içinde istismar edilen cinsiyet farklılığının da tetikleyici etkisi unutulmamalıdır.

Bu cümleyi şu şekilde düzenlemek sanırım çok da yanlış olmayacaktır. Psikiyatri Uzmanlarına başvuran depresyon hastaları içinde kadın hastaların oranı, erkek hastalara oranla nispeten fazladır.

Elbette bu asla kadınların bu konuda erkeklerden daha zayıf olduğunu göstermez. Depresyon, zayıflık ya da kişilik bozukluğu değildir. Asla bu konu karıştırılmamalı, karşılaştırılmamalıdır. Hastalık, cinsiyete göre değil, toplumsal yaşam koşullarından beslenmeye,  kişisel özelliklerden genetik yapıya kadar farklı yelpazelerde değişkenlik gösteren bir hastalık halidir.

Depresyon ve İntihar (özkıyım)

Depresyon vakalarında intihar eğilimi yüzde 20 ile yüzde 40 arasında değişkenlik gösterir. Yaşla birlikte artan intihar düşüncesinin depresyonun şiddeti ile ilintili değildir. Şiddetli depresyonun intihar düşüncesine neden olduğuna dair bir veri yoktur. Hafif seyreden bir depresyonda intihar vakası görülebileceği gibi, ağır seyreden ataklarda intihar eğilimi gözlenmeyebilir.

Depresyonda intihara bağlı ölümlerin oranı yüzde 10-15 aralığındadır. Tüm intiharlar içinde depresyon hastalarının oranı da yüzde 70 kadardır.

Uzman Psikiyatrist Doktor, Faruk Alizadegan