Menü Kapat

Psikiyatri, genel kullanılan başka bir deyişle; “Ruh Hekimliği” ya da “Ruh Hastalıkları”nın konusu, beyin ve beyinde oluşan hastalıklardır. Burada adı geçen “ruh” ya da “ruhsal sorunlar”, beynin işlevsel fonksiyonlarında meydana gelen bozulmaları ifade eder. Beyinde meydana gelen duygusal ya da bilişsel fonksiyon değişimleri, kendini; farklılaşmış duygular, düşünceler ya da davranışlar şeklinde gösterir.

Psikiyatri, tıp anabilim dallarından biridir. Bilimsel verilerin ışığında sorunlara çözüm bulur. Bununla birlikte, “hastalık yoktur, hasta vardır” öznesinden hareket edildiğinde, bilimsel yaklaşımın ışığında, tecrübe ve farklı hasta deneyimleri de tanı ve tedavide etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz.

İnsanın yaşamsal varlığını şekillendiren tüm etkenler, bedensel koşullardan etkilendiği gibi, çevresel koşullardan da etkilenir. Bunun gibi, hastaya ve yaşadığı deneyimlere göre değişkenlik gösterebilen tedavi yaklaşımları vardır.

İlaç kullanımının gereksiz olduğunu ifade etmek ya da bunun savunuculuğunu yapmak konuya biraz sert giriş yapmak olur. Tüm hastalıkların tedavi süreçlerinde hekimler ilaç uygulaması yapabilir ya da bu yöntemi tercih etmeyebilir. Bu tamamen hastaya, hekime ve hastanın yaşadığı hastalığın derecesi ile hekimin hasta üzerindeki gözlemine dayanır. Bu konuda böylesi sert girişler yerine daha kişi odaklı bakmak ve bakışımızı yumuşatmak yerinde olacaktır.

Psikiyatri alanında, her hasta, bambaşka bir duygu hali, bambaşka bir davranış ve düşünce değişikliğine sahiptir. Hastanın, hekim tarafından çok iyi analiz edilmesi, hastanın ya da yakınlarının hekim tedavisine tam bir uyum göstermesi, tedavi sürecini olumlu yönlendireceğinden, hastalarımızın ya da yakınlarının kulaktan dolma bilgilere itibar etmemeleri gerektiğini anımsatmak yerinde olacaktır.

Teknoloji her gün gelişiyor. Buna bağlı olarak, bilgi dağarcığımıza her gün yepyeni eklentiler oluyor. Özellikle beyin ve fonksiyonları konusunda her geçen gün farklı bilgilere sahip oluyoruz. Tedavi süreçlerimiz yıllar öncesine göre doğal farklılıklar içeriyor. Özellikle ilaç kullanımı ile ilgili bilimsel deneyler ve çalışmalar dünyada giderek artan bir eğilim halinde. Bununla birlikte, alternatif tıp adı altında, bilimsel verilerden uzak, insan üzerinde ne tür etki yaptığına dair bilgi olmayan ve adına ilaç denen ürünlerden insanımızın kesinlikle kaçınması gerek.

Hekim olmayan, bilimsel geçmişi ve dayanağı olmayan kişilerin, tedavi adı altında yaptıkları uygulamaların hastalara zaman kaybettirdiği ve hastalığı daha da kötüleştirdiği bir gerçektir. Hastalarımızın bu konuda hassas olması, tıp bilimine güvenmesi ve hekimin uygulamaya çalıştığı tedavi sürecine uyum göstermesi, hastalığın kontrol altına alınması ile ilgili son derece önemli bir davranıştır.

Herkese sağlıklı günler dilerim.