Menü Kapat
Şizofreni

Şizofreni nedir? Bildik tanımlarıyla; erken bunama, bölünmüş kişilik bozukluğu gibi nitelemeler, şizofreni için kullanılagelmiştir. Şizofreniyi bu tanımlar içine sokmak doğru değildir. Şizofreni, hayat boyu süren, kişinin sosyal yaşamını derinden etkileyen, bireyin gerçekle hayal arasındaki ayrımın farkında olamadığı bir psikozu ifade eder.

Şizofreni bir kişilik bozukluğu mudur?

Şizofreni, kesinlikle! Bir kişilik bozukluğu değildir. Şizofreninin başladığı erken yaşlarda (15-25 şizofreninin başladığı yaşlar olarak tanımlanabilir) kişinin kendine, çevreye aşırı ilgisizliği ya da şımarık halleri, kişilik bozukluğuymuş gibi görünebilir. Şizofreni, bunlardan tamamen ayrı, ‘beyin’ hastalığıdır. Şizofrenide kişi; gerçeklikle hayal dünyasını karıştırır.

Halüsinasyonlar (Varsanımlar)

Şizofrenide kişi; gerçeklikle hayal dünyasını karıştırır. Gerçeklik olarak tanımladığımız dünyayla ilişkisi zayıftır. Bu durumlarda hasta, çevresindekileri şaşırtan davranışlar sergileyebilir. Hayal dünyasında gelişen sesler, görüntüler ve yaşadığını sandığı olaylar, ‘Halüsinasyon’ ya da öztürkçe niteleme ile ‘Varsanı’ olarak adlandırılır. Bu durumlarda hastanın; hayal dünyasındaki seslere, görüntülere tepkiler verdiği gözlenir.

Şizofreni
Hayal dünyasında gelişen sesler, görüntüler ve yaşadığını sandığı olaylar, ‘Halüsinasyon’ ya da öztürkçe niteleme ile ‘Varsanı’ olarak adlandırılır.

Psikotik Epizod nedir?

Hastanın gerçeklik dünyasıyla ilişkisi bazen tamamen kopar. Bu kopmalar, ‘Psikotik Epizod’ olarak adlandırılır. Psikotik Epizod durumunda hasta, tamamen; hayal dünyası olarak tabir ettiğimiz ve yaşadığımız dünyanın dışında geliştirdiği bir dünyanın etkisindedir. Davranışları normal kabul edilen sınırların tamamen dışında ve şok edicidir. Psikotik Epizodların şiddeti ve sayısı kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bazı hastalar Psikotik Epizod dönemine yaşam süresi boyunca bir kere girebilirken, bazı kişilerde bu epizodlar birbirini takip eden süreçler halinde devam edebilir. Bazı hastalar, epizodlar arasında kısmi olarak normal bir yaşam sürerken, bazıları gerçeklikle ilişkileri zayıf olarak yaşamaya devam ederler.

“Relaps” ve “Remisyon” nedir?

Genellikle hastalık; ‘relaps’ (hastalığın nüks ettiği durum) ile ‘remisyon’ (hastalığın kısmen normale döndüğü hal) arasında gidip gelmektedir. Hastaları relaps durumunda hastalığın tüm belirtilerine sahipken, remisyon halinde çoğunlukla belirtilerin ortadan kalktığı, normal yaşama yakın davranışlar sergilerler. “Uzman hekim kontrolünde, ilaç tedavisiyle hastaların relaps aralıklarının azalması ve hastanın kontrollü bir yaşam sürmesi sağlanabilir.”

Şizofreninin özellikle ergenlik döneminde sıklıkla görülüyor olması, tanı koymayı zorlaştırabilir. Zira ergenlik döneminde görülen duygu değişimleri ya da kişilik bozukluğunun bazı belirtileri şizofreni ile karıştırılabilir. Şizofreni, uzman hekim kontrolünde çok hassas bir tanı süreci gerektirir. Bu süreçte hastanın tüm yaşam süreci mercek altına alınmalı, aile öyküsü titizlikle incelenmelidir. Zira şizofreninin genetik olduğuna dair kuvvetli araştırma sonuçları vardır.

Şizofreninin özellikle ergenlik döneminde sıklıkla görülüyor olması, tanı koymayı zorlaştırabilir. Zira ergenlik döneminde görülen duygu değişimleri ya da kişilik bozukluğunun bazı belirtileri şizofreni ile karıştırılabilir.
Şizofreninin özellikle ergenlik döneminde sıklıkla görülüyor olması, tanı koymayı zorlaştırabilir. Zira ergenlik döneminde görülen duygu değişimleri ya da kişilik bozukluğunun bazı belirtileri şizofreni ile karıştırılabilir.

Toplumda şizofreninin görülme sıklığı her yüz kişiden 1 (bir) kişi iken, anne baba ya da kardeşin şizofren olması durumunda bu oran on (10) katına kadar çıkmaktadır. Teyze, hala, dayı gibi akrabalarda görülmesi, aynı şekilde görülme sıklığını arttırıcı bir etken olarak görülmektedir.

Bununla birlikte, her zaman söylediğimizi tekrar edelim. Lütfen tanı koymayın. Uzman hekimlerin ince eleyip sık dokuyarak, aylarca gözlemleyerek koyamadıkları tanıları iki yazı okuyup koymaya kalkmayın ve lütfen bu konuda uzman olmayan kişilerin tedavi edici olduğunu söyledikleri yöntemlerle zaman kaybetmeyin.

Şizofreni, ilaç tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Terapi ile yapılacak tedavi süreçleri hastaya sadece zaman kaybettirir. Şizofreni uzman hekim kontrolündeki ilaç tedavisiyle büyük ölçüde kontrol altına alınarak tedavi edilebilir.

Tanı koymak için değil ama şizofreninin belirtilerini algılayabilmek için ayırıcı tanımları şu şekilde sıralayabiliriz.

  • Bozulmuş veya karmaşık olarak adlandırabileceğimiz, zaman zaman gerçeklikten kopuk, bütünsellik içermeyen düşünceleri olabilir.
  • Değiştirilemeyen, yanlış inançlara sahip olabilirler.
  • Halüsinasyonlar hastalığın belirleyici özelliğidir. Hayali sesler duyabilir, başkalarının görmediğini görebilirler.
  • Konuşma bütünlükleri bozuk olabilir.
  • Saatlerce hiç kıpırdamadan, konuşmadan kalabilirler.
  • Hasta olduklarını kabullenmezler.
  • İlaç kullanmayı reddederler.
  • Duygu durumları tamamen değişkendir.
  • Benlik algılarında bozulma olabilir. (Bedeninin kendisine ait olmadığını iddia etmek gibi)
  • İçe kapanma hali gelişir. Sosyal çevreden kopabilirler.
  • Kişisel bakımlarını ihmal edebilirler.
  • Şizofreni, ilk görülmeye başladığında tüm belirtileri son derece şiddetlidir.
Şizofreni, ilaç tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Terapi ile yapılacak tedavi süreçleri hastaya sadece zaman kaybettirir.
Şizofreni, ilaç tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Terapi ile yapılacak tedavi süreçleri hastaya sadece zaman kaybettirir.

Şizofreni türleri nelerdir?

Burada da ısrarla yinelemek istediğimiz durum şudur ki, şunlar şizofreninin türleridir demek ve işi bu şekilde tanımlamak çok doğru değildir. Bununla birlikte yaptığımız sınıflandırma, hastalığın çok genel sınırlarını çizmek içindir. Kişiye göre değişebilen durumlar göz ardı edilmemelidir. Yine de kaba tabiriyle hastalığı şu şekilde sınıflandırmaya çalışabiliriz.

Paranoid şizofreni:

Bu durumda hastalar, işkence gördüklerine, cezalandırıldıklarına, diğer insanlarda olmayan özelliklere sahip olduklarına, bu dünyada özel bir görevleri olduğuna, sürekli takip edildiklerine dair öykülere sahiptirler. Bu hastaların duygu dünyaları, konuşmaları ve ilişkileri son derece normal görünebilir. Diğer şizofreni hastalarına göre görünüşleri çok daha iyidir ve yaşam boyu gündelik yaşamlarını kendileri idare edebilirler. Derinlemesine incelemeye gidildiğinde ise halüsinasyonlar, kişilik bozuklukları gibi belirtiler gözlenebilir.

Hebefrenik Şizofreni:

Karışık ve düzensiz davranış ve düşünce yapısına sahiptirler. Çocuksu davranışlar, anlamsız el kol hareketleriyle anlaşılamayan konuşma yapısı görülür. Dış dünyadan kopuk bir görüntü sergilerler. Utanç duygusu azalmış ya da tamamen ortadan kalkmış olabilir. Dışkıya karşı ilgide artış görülebilir. Dışkıyı bulaştırmaya istek artışı görülebilir. Dışkıyı elbiselerine, duvarlara sürme alışkanlığı gelişebilir, bazı durumlarda hastaların dışkılarını yedikleri gözlenebilir. Bu hastalar gündelik yaşam aktivitelerini düzenli olarak yerine getiremezler. Yemek yapma, duş alma, kişisel bakım gibi uğraşları terk ederler. Dış dünyaya ilgileri tamamen kaybolmuştur. Kendilerine ya da çevreye saldırganlık gösterebilirler.

Katatonik Şizofreni:

Karmaşık irade bozukluğu, donma belirtisi, karşıtlık, saldırganlık halleriyle kategorize bir tür olarak sınıflandırılır. Hasta karışık duygu durumu içindedir. Bir cümleyi sürekli tekrarlarken, gülerken ağlama, ağlarken birden gülme moduna geçebilir. Sürekli olarak karşısındaki insanın söylediklerine karşıt görüşler dile getirir, donma etkisi göstererek, uzun süre hareketsiz kalabilir. Katatonik şizofreni hastalarında kendilerine, eşyaya ve diğer kişilere zarar verme davranışı gelişebilir.

Ayrışmamış Şizofreni:

Birey, katatonik, hebefrenik ya da paranoid olarak sınıflandırılamadığında bu tanımlama kullanılır. Hasta üç türün özelliklerini ya da belirgin ikisinin özelliklerini gösterebilir.

Kalıntı (Rezidüel) Şizofreni:

Rezidüel şizofrenide, hastanın ilk durumunda görülen şiddetli belirtiler devam etmekle birlikte zayıflamıştır. Halüsinasyonlar, hezeyanlar devam etmektedir ancak ilk tanı konulduğundaki kadar şiddetli değildir. Şizofreninin alt tipi olarak sınıflandırılmakla birlikte aslında, hastalığın ilerleyen yıllarında şiddetinin azalarak devam etmesini tanımlar demek yanlış olmasa gerekir.

Şizofreni, ilaç tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Terapi ile yapılacak tedavi süreçleri hastaya sadece zaman kaybettirir.
Şizofreni, ilaç tedavisi zorunlu bir hastalıktır. Terapi ile yapılacak tedavi süreçleri hastaya sadece zaman kaybettirir.

Şizofreni belirtileri nelerdir?

Şizofreni, ilk görülmeye başladığında tüm belirtileri son derece şiddetlidir. Ani ve keskin belirtilerle ortaya çıkan şizofreni 3 (üç) kategoriye ayrılarak belirtiler tanımlanabilir.

Pozitif belirtiler:

Pozitif, olumlu anlamda değildir. Sadece normal halde görünmeyen belirtilerin görünmesi, belirmesi anlamındadır.

Delüzyonlar: Hastanın, gerçeğe dayalı bilgilerle tanımlanabilen ancak gerçekteolmayan duygular ve düşüncelerdir. Kişinin peygamber ya da Tanrı olduğunu iddia etmesi gibi hal ve tavırlar delüzyon belirtisidir.

Halüsinasyonlar (Varsanılar): Hasta halüsinasyonlar olarak tanımlayabileceğimiz, gerçek dünyada olmayan sesleri duyar, kokuları algılar, sesleri duyar. En tipik durum, duyduğu iddia edilen sesler ile ilgilidir. Kişi bu durumda bazı seslerin onu yönlendirdiğini iddia eder.

Dezorganize belirtiler:

Hasta bu durumda düşünme ve konuşma bütünlüğünü yitirmiştir. Doğru reaksiyonlar veremez. Konuşma anlamsız cümleler içerir. Çbucak düşünce değiştirir. Hareketleri yavaştır. Karar verme yetisini yitirmiştir.Tekrarlayan hareketler yapar. Çoğu şeyi unutur, kaybeder. Görüntülerden, seslerden ve duygulardan farklı anlamlar türetir ve çoğunlukla problem yaşar.

Negatif belirtiler:

Negatif belirtilerden kasıt, normal davranış eksikliğini ifade etmek içindir. Duyguların ifadesinde bozulmalar, sosyal çevre ve aktivitelerden uzaklaşma, yaşama ilgisizlik, dengesizlik, katatoni, motivasyon azalması gibi belirtiler, şizofrenide rastlanan negatif belirtilerdir.

“Tedavide amaç, relaps (hastalık nüks etme hali) dönemlerini azaltmak ve olabildiğince hastayı remisyon haline yaklaştırmaktır.”

Şizofreni hastalığının nedenleri nelerdir?

Bu hastalığın tam olarak nedeni bilinmemektedir. Bununla birlikte klinik araştırmalar belirli etkenler üzerinde durmaktadır. “Israrla ve tekrarla belirtmek gerekir ki hastalığın nedeni kesin olarak belirlenememiştir.”

  • Aile öyküsü (genetik) şizofrenide önemlidir. Aile bireylerinde şizofreni vakasına rastlanması, çocuklarda kalıtsal olarak şizofreninin görülme olasılığını arttırdığı gözlenmiştir.
  • Şizofrenide, beyin kimyasında dengesizlikler olduğu görülmüştür. Dopamine karşı aşırı hassasiyet ya da dopamin salgısındaki artış, halüsinasyonların ve delüzyonların görülmesinde etkilidir.
  • Bazı beyin anomalilerinin şizofreni hastalarında görüldüğü saptanmış olmakla birlikte, tüm şizofreni hastalarında bu anomalilerin varlığı kanıtlanmış değildir.
  • Ergenlik döneminde yaşanan bazı viral enfeksiyonların ya da çevresel faktörlerin ‘kalıtsal şizofreniyi’ tetikleyebileceğini gösteren bulgular vardır.

Kimlerde şizofreni görülür?

Şizofreni, cinsiyet ya da ırk ayırmaz. Her ırk, millet ve cinsiyette görülebilir. Bu konuda yapılan çalışmalarda belirgin olarak millet, ulus, renk, dil, din ayrımı olmadığını göstermiştir. Herkes şizofreni hastası olma olasılığına sahiptir.

Hangi yaşlarda şizofreni görülür.

Kadın ve erkeği eşit olarak etkileyen hastalık en sık 20’li yaşlarda görülmekle birlikte daha erken yaşlarda görülmeye başlandığı ve 40’lı yaşlara kadar tanı koyulduğu söylenebilir. 20’li yaşlarda tanı koyulabilmesinin nedeni, ergenlikte yaşanan yoğun duygu değişimleriyle hastalık tanılarının benzerlik göstermesidir. Ergenlik sonrası belirtilerin devam ediyor olması ile hastalık belirtileri netleşir. Ergenlik öncesi hastalık görülebilse de bu durum nadir karşılaşılan bir durumdur. Aynı şekilde hastalığın 40’lı yaşlardan sonra görülme sıklığı son derece düşüktür.

Şizofreni hastalığında teşhis nasıl konur?

Hastalığın tanısının koyulmasında belirli bir laboratuvar testi yoktur. Bununla birlikte uzman hekim kontrolünde hasta uzun bir incelemeden geçer. Yapılan yterapiler ile birlikte kan testleri yapılır. Hastanın yaşam öyküsü, yaşamındaki pozitif, negatif belirtiler saptanır. Tanı koyma işlemi uzun ve ince elenip sık dokunması gereken bir süreci barındırır. Kesinlikle bu alanda uzmanların yer aldığı ve sadece bilimsel çalışmaların izin verdiği uygulamalar kullanılarak hastalık tanısı konulur. Bu alanda hazırlanmış özel testler, muayene yöntemleri, terapiler, kan testleri ve diğer laboratuvar tetkikleriyle birlikte hastalığın tanısının koyulması en erken 6 aylık bir sürede konabilir.

Şizofreni tedavi edilir mi? Nasıl tedavi edilir?

Şizofreni, sürekli beyan ettiğimiz üzere, beynin hastalığıdır. Uzman hekim kontrolünde, uygun ilaç tedavisiyle tedavi edilebilir. Burada tedaviden kasıt hastanın tamamen normale dönmesi olabildiği gibi, bazı durumlarda hastalığı kontrol altında tutmaktır. Hastaların çoğunluğu hasta olduklarını kabul etmezler. Hastalığını kabul eden çoğu hastada belirtilerin tedavi sonrası tamamen ortadan kalktığı gözlenmiştir.

Şizofreni, sürekli beyan ettiğimiz üzere, beynin hastalığıdır. Uzman hekim kontrolünde, uygun ilaç tedavisiyle tedavi edilebilir.
Şizofreni, sürekli beyan ettiğimiz üzere, beynin hastalığıdır. Uzman hekim kontrolünde, uygun ilaç tedavisiyle tedavi edilebilir.

Şizofreni tedavisinde kullanılan yöntemler nelerdir?

Şizofreni, tedavisi ömür boyu süren bir süreçtir. Bu konuda sadece aile değil, tüm ailenin, sosyal çevrenin eğitilmesi ve davranışlarını kontrol etmesi öğretilmelidir. Şizofreni hastalarının çoğu ayakta tedavi edilir. Bununla birlikte, şiddetli semptomları olanlar, kendilerine ya da diğerlerine zarar verme tehlikesi olanlar, durumlarının dengelenmesi için hastanede yatılı tedaviye alınabilir.

İlaç tedavisi:

İlaçlar, şizofreniyi tedavi etmez. Şizofreninin belirtilerini; halüsinasyonlar, delüzyonlar gibi gerçek dışı hayalleri kontrol altında tutmaya yarar.

Psikososyal terapi:

Psikososyal terapi, ilaç tedavisine destek olarak, davranışsal, psikolojik, sosyal sorunların giderilmesinde yararlı olabilir. Terapi yoluyla hastalar semptomlarını kontrol etmeyi, erken uyarı işaretlerini fark etmeyi ve nüksetmeyi önleyici bir plan yapmayı öğrenebilirler. Psikososyal terapi; hastaların sosyal yaşamlarına katılmalarını, hastalıklarını tanımalarını, hastalığın semptomlarıyla başa çıkmayı sağlarken, ailelerin hastalara nasıl yaklaşmaları gerektiğini, karşılaşılan sorunları nasıl çözeceklerini öğrenmelerine yardımcı olur.

Elektro Konvulsif Terapi (EKT):

İlaç tedavisi yetersiz olduğunda. İlerleyen katatoni (hareketsizlik hali) tedaviyi zorlaştırdığında, depresyonun ilerleyici durumunda tedavi olanaksızlaştığında EKT yöntemine başvurulabilir. Bununla birlikte bu yöntem çok nadir uygulanmaktadır. Hastanın beyin bölgesine elektirik verilmesi prosedürünü içerir. Bu yöntem beyindeki nörotransmitterlerin salınımını gerçekleştirerek hastanın ilaçlara tepkisinin artmasını sağlar.

Beyin cerrahisi:

Lobotomi adı verilen ve günümüzde çok şiddetli durumlar haricinde uygulaması ender olan bu uygulama, beyindeki belirli sinir bağlantılarının kesilmesi prosedürünü içerir. Tedavi şeklinin uygulanmamasının nedeni, uygulama sonrası çok ciddi kişilik değişikliklerine yol açmasıdır.

Şizofren hastalarının kendilerine zarar verme eğilimleri yüksektir. Kendine zarar verme eğiliminin en üst noktası intihar (özkıyım) şizofreni hastalarının erken ölümündeki etkendir.

Şizofreni hastaları tehlikeli midir?

Şizofreni hastaları, çevrelerine ilgisiz, kendi dünyasında yaşayan ve gerçek dünyayla ilişkisi zayıf bireyler olduğu için, genellikle tehlikeli sayılmazlar. Çoğunlukla yalnız olmayı tercih ettiklerinden sosyal ilişkileri yok denecek kadar azdır. Bununla birlikte, alkol ya da madde bağımlısı olan hastaların kendilerine ya da çevrelerine zarar verme eğilimlerinde artış gözlenebilir.

Şizofreni hastaları doğru bir tedaviyle toplum içinde aileleri ile birlikte üretken bir yaşam sürebilirler. Şizofren hastalarının kendilerine zarar verme eğilimleri yüksektir. Kendine zarar verme eğiliminin en üst noktası intihar (özkıyım) şizofreni hastalarının erken ölümündeki etkendir.

Uzman Psikiyatrist Doktor, Faruk Alizadegan.